İsmail Türk'ün Kaleminden, Kahramanlaştırılan Terör ve Toplumsal Hafıza…

Yeniçağ Gazetesi Köşe Yazarı Gazeteci İsmail Türk'ün, Kahramanlaştırılan Terör ve Toplumsal Hafıza…Adlı Köşe Yazısını Okumak İçin Haber Sitemizi Ziyaret Edin....

Gündem Yayın: 21 Haziran 2026 - Pazar - Güncelleme: 21.06.2026 11:30:00
Editör -
Okuma Süresi: 5 dk.
141 okunma
Google News

Sayın Bahçeli Türkiye için yeni bir Michael Collins mi, yaratmaya çalışıyor?

Son günlerde yapılan bazı açıklamaları ve yürütülen siyasi tartışmaları izlerken aklıma İrlanda tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Michael Collins geldi. Ancak bu benzetmenin yapılma biçimi beni derinden rahatsız ediyor.

Michael Collins, İrlanda’nın bağımsızlığı için mücadele etmiş, hayatını ülkesinin özgürlüğüne adamış bir isimdi. İngiliz egemenliğine karşı verilen bağımsızlık savaşının sembol şahsiyetlerinden biri olarak tarihe geçti. İdealleri uğruna yaşadı, mücadele etti ve sonunda kendi dava arkadaşlarıyla yaşadığı ayrılıklar sonucunda suikasta kurban gitti.

 

Bugün İrlanda tarihine biraz daha yakından baktığımızda meselenin ne kadar karmaşık ve aynı zamanda ne kadar öğretici olduğunu görürüz. Ada bugün iki ayrı siyasi yapı halinde yaşamaktadır. Bir tarafta başkenti Dublin olan İrlanda Cumhuriyeti, diğer tarafta ise başkenti Belfast olan Kuzey İrlanda bulunmaktadır.

 

İngiliz siyaseti ve tarih anlayışı içerisinde Michael Collins’e bakış da bu ayrımın etkisiyle farklılık göstermektedir. Bir kesim onu bağımsızlık kahramanı olarak görürken, bir başka kesim onu eleştirmiş, hatta ihanetle suçlamıştır. Ancak ortada değişmeyen bir gerçek vardır: Tartışılan kişi, ülkesinin bağımsızlığı için mücadele etmiş bir şahsiyettir.

 

İşte tam da bu noktada Türkiye’de son dönemde yapılmaya çalışılan bazı benzetmeler son derece rahatsız edicidir. Terör örgütü PKK’nın kurucusu ve binlerce insanın ölümünden sorumlu tutulan Abdullah Öcalan’ı, bağımsızlık mücadelesi vermiş tarihî şahsiyetlerle aynı cümle içinde değerlendirmeye çalışmak ne tarihle ne de vicdanla bağdaşır.

 

Bir milletin özgürlüğü için mücadele edenlerle, o milletin evlatlarının canına kast edenleri aynı terazide tartmaya çalışmak kabul edilemez. Tarihin kahramanlarıyla terörün aktörleri arasında kurulacak her benzetme, sadece geçmişe değil geleceğe de zarar verir.

 

Elbette siyaset zaman zaman toplumların hafızasını yeniden şekillendirmeye çalışır. Kahramanlar üretir, düşmanlar belirler, yeni hikâyeler yazar. Ancak hiçbir siyasi hedef, tarihi gerçekleri ters yüz etmeyi meşru kılamaz.

Bugün sorulması gereken soru şudur:

Türkiye’de birileri yeni bir tarih yazmaya mı çalışıyor?

Dün terörist denilen bir isim, bugün “barışın mimarı”, yarın ise “tarihi lider” olarak mı sunulmak isteniyor?

 

Eğer amaç buysa bunun toplum vicdanında karşılık bulması kolay olmayacaktır.

Çünkü milletler hafızalarıyla yaşar. Hafızasını kaybeden toplumlar yönlerini de kaybederler.

Türkiye Cumhuriyeti’nin terörle mücadelede verdiği binlerce şehit, gazi ve ödediği ağır bedeller ortadayken, terör örgütü liderlerini bağımsızlık kahramanlarıyla aynı kategoride değerlendirmek yalnızca siyasi bir tercih değil, aynı zamanda ahlaki bir tercihtir.

 

Bugün teröristleri kahramanlaştırmaya çalışanlar, yarın tarihin hükmüyle karşı karşıya kalacaklardır. Nasıl ki terör eylemleri toplum vicdanında mahkûm ediliyorsa, terörü meşrulaştırmaya veya romantikleştirmeye çalışanlar da tarihin sert yargısından kaçamayacaktır.

 

Hatta bazı dönemlerde toplumlar, teröristlerden çok onları meşrulaştırmaya çalışanlara öfke duymuştur. Çünkü silahı kullanan kadar, o silahı haklı göstermeye çalışanlar da toplumsal hafızada yer edinir.

 

Bu nedenle Türkiye’nin ihtiyacı tarihi yeniden yazmaya çalışmak değil, tarihten doğru dersler çıkarmaktır. Kahramanları kahraman, teröristleri terörist olarak anmaya devam etmek hem tarihî hem de ahlaki bir sorumluluktur.

 

Sayın Devlet Bahçeli’nin neyi hedeflediğini, hangi stratejik hesabı yaptığını zaman gösterecektir. Ancak Türk milliyetçiliğinin temel referanslarından biri olan bir siyasi hareketin tabanında, Michael Collins benzetmeleri üzerinden yeni bir tarih inşasına yönelik girişimlerin ciddi soru işaretleri oluşturduğu da açıktır.

 

Tarih kahramanlarıyla yaşar. Kahramanlarla teröristleri aynı kefeye koymaya çalışmak tarihi anlamak değil, tarihi yeniden yazmaya çalışmaktır.

 

Ve tarih, kendisini zorla yeniden yazmak isteyenleri çoğu zaman affetmez.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.