Yazı Detayı
16 Ocak 2018 - Salı 11:28
 
Madde Bağımlılığı
Ayşegül Arıca Uzman Psikolog
aysegularica1983@gmail.com
 
 

Madde bağımlılığı, vücudun işlevlerini olumsuz yönde etkileyen maddelerin kullanılması, bundan dolayı zarar görüldüğü hâlde bu maddelerin kullanımının bırakılamamasıdır. Bağımlı, madde kullanımına ara verdiğinde yoksunluk belirtileri yaşar. Zamanla madde kullanım sıklığını ve dozunu artırır.

 

Özellikle gençleri kapsayan bu durumun sebepleri arasında ilk sırada sosyal-ekonomik problemler görülür. Ergenlerde kişilik gelişimi 12-22 yaşlar arasında oturur. Çevrenin ve geleneklerin baskısına tepki verme, bağımsız olduğunu gösterme isteği, bazı uyuşturucu maddelerin yaratıcılık verdiği, öğrenmeyi kolaylaştırdığı hakkındaki yalan yanlış inanışlar, sosyal ilişki aracı olarak kullanma düşüncesi, ruhsal inhibisyondan ya da pısırıklıktan kurtulmak için bu maddeleri alma isteğinin olması veya eğer ergen sevgiden yoksun ve kontrolden uzaksa, ailede sorunlar yaşıyorsa var olduğunu hmek adına bazı gruplara katılma ihtiyacı hissedecektir.

 

Alkol ve madde kullanımı sonucu gençler kendilerini yanlış zamanda ve yanlış yerlerde bulurlar. Okulda başarısızlık, suça eğilim, ekonomik çöküş gibi sosyal sorunlar, bağışıklık sisteminin zayıflaması, karaciğer ve kalbin zarar görmesi, AİDS hepatit gibi bulaşıcı hastalıklar, kemik ve fiziksel gelişimin aksaması, beyinin hasar görmesi, depresyon, uyku sorunları gibi bedensel ve ruhsal hastalıklar ortaya çıkar. Alkollü araç kullanma sonucu kazalar, yaralanmalar, yasa dışı madde kullanımı ve satışı gibi adli sorunlar çok sık yaşanır.

 

Bağımlılığa yol açan maddeler: Alkol, anfetamin, kafein, kokain, hallusinojenler, inhalanlar, nikotin, opiodlar, fensiklidin, sedatif hipnotik ve anksiyolitik ilaçlar, birden fazla maddeyi kullanma diğer veya bilinmeyenler.

 

Peki neler yapılmalı?

 

Madde bağımlıları uzun zaman bağımlı olduklarını kabullenmezler. Yaşadıkları sorunları görmezden gelirler, kullandıkları madde miktarını küçümserler, genellikle yadsımayı kullanma eğilimindedirler. Sorunu kabul etmekten kaçınırlar. Dolayısıyla onları doktora gitmeye ikna etmek de çok zordur. Farklı bir yol izleyerek kişiye yaklaşmak gerekir.

 

Bu durumda aileler ne yapmalı?

 

Çocuk aileden göremediği ilgiyi, alamadığı onayı ve yakınlığı arkadaş grubunda görünce, giderek gruba daha fazla önem verecektir. Eğer bu çevre ve arkadaş grubu zararlı işlerle meşgul ise, çocuklarda sigara, alkol, madde kullanma riski de yüksek olacaktır.

 

Çocuklarınızı, eleştirmeden dinleyin. Onlarla vakit geçirin ve konuşun. Düşüncelerine değer verin. Eğer anne ya da baba sigara içiyor ve alkol kullanıyorlarsa, kendi durumlarını nasıl anlatmalı ve ne yapmalılar? Bu durumlarda tek yardımcı, dürüstlüktür. Çocuktan saklamak yerine alkol, madde ve sigaranın sağlıksız olduğunu anlatmak en doğru yöntem olacaktır. Anne ve babanın kendi zayıf noktalarını çocuğa dürüstçe anlatmaları, çocuğun aileye olan güvenini arttırır. Bu gerçeklik içinde çocuklar, büyüklerinin de zaafları olabileceklerini anlamalarını sağlar.

 

İlaveten çocuğa karşı şefkatli ve uygulanabilir bir disiplinin olması gerekir. ”Ben çocuğuma güveniyorum, istediği şeyi yapabilir, istediği saatte eve gidip gelebilir” demek, iyi anne ve babalık yapmak değildir.

 

Ailelerin yapması gereken; İş, okul, arkadaş, çevre ya da aile içinde yaşadığı olumsuzluklar ve sorunları kendisine örnekler verilerek anlatılmalı. İnkar edemeyeceği somut problemleri kişinin yaşamından örnekler vererek onunla konuşmalı. Anlatılan bu sorunların çözümü için kendisinden de katkı istenmeli. Uzmana ”fikir ve danışmak amacıyla” gidilmesi gerektiği anlatılmalı. ”Sen bağımlısın” diyerek bağımlı tanısı konulmamalı. Çünkü bağımlılık tıbbi bir tanımdır. Bunun bir uzmanın yapması gerekir. Böylece tedavi sürecinde kişinin katkısı amaçlanmalıdır.

 

Tedavi süreci nasıldır?

 

Hasta tercihleriyle ilgili yapılan çalışmalarda hastaların önemli bir kısmı (%80), yatmaktansa ayaktan tedavi olmayı tercih ettiği gözlenmiştir. Alkol ve madde bağımlılığı konusunda yerleşmiş yanlış ve riskli bir anlayış var. Çocuğunun veya bir yakınının uyuşturucu kullandığını öğrenen kişiler hemen onu yatıracak bir hastane aramaya başlarlar. Oysa alkol ya da madde kullanan kişilerin çoğunun yatarak tedavisi gerekli değildir. Öncelik olarak bu durumlarda, ayakta tedavilerin denenmesinin daha uygun olduğu yapılan araştırmalar göstermiştir.

 

Öncelikle ayakta tedavinin başarısız olduğu bağımlılarda, yeterli aile ve sosyal desteğin olmadığı kişilerde, uzun süreli tedavi gerektiren ya da ağır bağımlılık durumlarında hastaneye yatırılması gerekir.

 

Bağımlının hastaneye yatırılmadan ayaktan tedavisinin yapılması, sorunu çözme becerisinin sağlanması, kişinin tedaviyi ailesiyle, tedavi sürecinde ailenin desteğiyle daha olumlu sonuçlar verecektir.. Ayakta tedavilerin hem daha ekonomik, hem de kalabalık hastane ortamında tedavi amacıyla gelen kişilerle, farklı amaçlı şahıslarla tanışmaları ve organize bir hal alma riski de engellenmiş olur.

 

Madde bağımlılığı için, kliniğimizden profesyonel destek alabilirsiniz.

 

Uzm. Psk. Ayşegül ARICA

 
 
 
Etiketler: Madde, Bağımlılığı,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı