Yazı Detayı
08 Kasım 2018 - Perşembe 15:21
 
İzm'ler , Kemalizm ve Gerçek Atatürk
Prof. Dr. Ahmet KIYMAZ
 
 

"İZM"LER, KEMALİZM VE "GERÇEK ATATÜRK"

Modern dünyanın köleleştirme kılıfları...

 

Fasit daire içinde kıvranan, çıkış noktaları aramaktan âciz insanların bazen de tek kurtuluş kaynakları...

 

Beyinleri ve yürekleri özgür düşünce niteliklerinden uzaklaştıran maskeler...

 

"İnsan olma bilinci içinde yaşama" meziyetini geriye atan, süslenmiş kavramlar ve kavramların esaretinde kendi olamamış insanların başkalaşım formülleri...

"izm"ler...

 

Temel düşünce yapılarını sembolize eden "izm"ler: Kapitalizm, Komünizm, Sosyalizm, Faşizm, Liberalizm, Satanizm, Rasyonalizm, Septisizm, Hümanizm, Ateizm, Panteizm, Feminizm, Egzistansiyalizm, Dogmatizm, Empresyonizm, Pragmatizm...

Ayrıca, kişi adları üzerine bina edilmiş "izm"ler: Mazdekizm, Makyavelizm, Marksizm, Leninizm, Stalinizm, Kemalizm...

 

Her bir "izm"den alınacak kıssadan hisse niteliğinde olumlu / olumsuz çıkarımlar elde etmek tabii ki, mümkün. Her bir "izm"in öğreti niteliğinde insanlara sunduğu farklı düşünceler, beyinleri ve gönülleri zaman zaman aydınlattığı, analiz yeteneği kazandırdığı da bir gerçek. Lâkin, bu aydınlatmadan ziyade, bütün izm'ler, daha çok beyinleri ve yürekleri bulandırma, köreltme, hapsetme özellikleri, genellikle etkin olarak algılanmaz, algılatılmaz. Okuma katsayısı yüksek, sorgulama ve dikkatli  olma feraseti olgunlaşmış, analitik düşünme yeteneği kazanmış bireyler için izm'lerin öğretileri sorun oluşturmaz. Bununla birlikte; bilgi, bilinç, ufuk düzeyi çok yetersiz bireyler ve toplumlarda izm'ler hep büyük tehlike oluşturmuştur, oluşturmaktadır.

 

Temel düşünce akımlarını sembolize eden "izm"ler bir tarafa; kişi adları üzerine kurulmuş izm'ler ise bir başka önemli tehlike sunmaktadır. Çünkü, kişi adlarına kurulmuş izm'lerde fasit daire ve hapsediliş daha büyüktür. Ayrıştırıcılığın, "benden veya bizden olmayanların" çoğalması daha mümkündür. Çünkü, o izm'lere ad veren insanlar da, neticede temel düşünce yapılarından birinin temsilcisidir. "izm"e kaynaklık eden her insan, aynı zamanda liderdir veya toplumların azımsanmayacak bölümü tarafından lider olarak tanımlanmış insanlardır. Dolayısıyla, liderlik niteliklerini bünyesinde bulundurmuş, tarihî önem ve değere sahip bu insanlar, toplumdaki diğer insanların çoğundan, hatta hepsinden daha üst becerilere, niteliklere sahiptir. Ve o insanlar, yani izm'in ad babası insanlar, toplumunun ve insanlığın hayat tarzından çıkarımlara sahip dehadırlar. Her deha da, kendisinden önceki dehalardan azamî derecede yararlanarak, temel düşünce sistemlerini toplumlarına yansıtma ve etkili olma gücüne sahiptirler. Ve en önemlisi, hiçbir deha, hiçbir lider, kendi adına bir "izm"in kurulmasını, nefsine hoş gelse bile istemez. Çünkü, ONLAR İÇİN, KENDİ BENLİKLERİNDEN ZİYADE, İÇİNDE YAŞADIKLARI TOPLUMLARIN VE TÜM İNSANLIĞIN ÖNE ÇIKMASI ÖNEMLİDİR.

 

Milletimizin son yüzyıllardaki büyük dehalardan, millet lideri, Cumhuriyetimizin kurucusu ATATÜRK'ün bedenen aramızdan ayrılışının 80'inci yıldönümündeyiz. Her 10 Kasım'da olduğu gibi, O'nu bu günlerde biraz daha baskın olarak yâd etme ihtiyacını duyar ve böylece seremoni niteliğinde de olsa vicdanen rahatlamış oluruz. Bu yeterli midir?

 

Günümüz Türkiyesi'nde "Atatürk ve Atatürkçülük" dendiğinde o kadar farklı ve birbirine zıt düşünceler ve yorumlar çıkmaktadır ki, "Bu mu Atatürk, bu mu Atatürkçülük?" diye sormadan edilememektedir.

 

Rahmetli Atilla İLHAN'ın ifade ettiği gibi "Hangi Atatürk?" sorusunu sormak ve sorgulamak gerekir, kanaatindeyim?

  • Batılılaşma gayreti içinde bulunan Batıcı, sosyal demokrat, dinî değerleri zayıf veya yok Atatürk mü?
  • Batılılaşma'yı teknoloji ve bilim düzeyinde algılayan milliyetçi, dindar ve çağdaş bir Atatürk mü?
  • Osmanlı'yı değerleri ve kurumlarıyla yıkan devrimci ve gelişmeci Atatürk mü?
  • Osmanlı'nın yıkılmaması gereken değerlerini muhafaza eden, yıkılması gerekenleri yıkan, Monarşi'den Cumhuriyet'e geçişi sağlayan, yeni değerlerle üniter devleti kuran Atatürk mü?
  • Tekke ve zaviyeleri kapattığı, hilafeti sonlandırdığı, Arap harflerini attığı için din ve millet düşmanı Atatürk mü?
  • Yabancı servis ajanlarının güdümündeki kokuşmuş ve bozulmuş tekke ve zaviyeleri kapattığı, işlevini yitirmiş hilafeti kaldırdığı ve bilim ve teknoloji merkezi Batı'yı daha yakından takibi sağlamak için Arap harflerini attığı için milliyetçi, vatanperver Atatürk mü?
  • Kendini tarikat veya İslâmî cemaat mensubu olarak tanımlayan pek çok kişi tarafından -üstü kapalı da olsa- "tukaka", "Deccal" gösterilen Atatürk mü?
  • Kendini sosyal demokrat, solcu olarak tanımlayan pek çok kişi tarafından "ilahlaştırılan" Atatürk mü?
  • Dinsiz, millet düşmanı, İngiliz ajanı Atatürk mü?
  • Dindar, millet sevdalısı, milliyetçi ve en büyük Türk Atatürk mü?
  •  

HANGİ ATATÜRK?

Maalesef, durum böyle... Ülkemizde bu ve benzeri Atatürk yorumlarını görmek artık âdetten olagelmiştir. Oysaki tarih, Atatürk'ü bütün yalın gerçeği ile ortaya koymaktadır. Lâkin, algılama, güdümleme farklı farklı olduğundan farklı farklı Atatürk portreleri ile karşı karşıya kalmaktayız.

 

Bilinen tek gerçek var ise, Atatürk sevenlerinin de karşıtlarının da azımsanmayacak bölümünün cahil ve ön yargılı yaklaşımlarıdır. Şunu da rahatça ifade etmememiz gerekir ki, Atatürk'e ve O'nun değerlerine en büyük zararı veren, Atatürk düşmanlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlayanlar milletten ve milletin değerlerinden kopuk aydın görünümlü ayak takımıdır. Bunların başında da kendine "Kemalist" diyenler veya denmesini isteyenlerin tarihî gerçeklerden uzak "Atatürk ve Atatürkçülük" yorumlarıdır.

***

GERÇEK ATATÜRK, ancak Atatürk'ün hayatını tarihî gerçeklere uygun bilmekte ve O'nun sözlerini idrak etmekte yansımasını bulabilir, inancındayım. Gerçek Atatürk'ü, Atatürk'ün kendisinden, kendi sözlerinden ve fiillerinden tanımamız daha gerçekçi olur, kanaatindeyim. Bu nedenle, şu özdeyişlerin içerdiği anlamları önemsiyorum:

 

  • "Türk" demek, "dil" demektir. Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri dildir. Türk milletindenim; diyen insan, her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır.
  • Biz, Türklük dâvasını böyle bir müspet ölçüde ele almış bulunuyoruz. Büyük Türk tarihine, Türk dilinin kaynaklarına, zengin lehçelerine, eski Türk eserlerine önem veriyoruz. Baykal ötesindeki Yakut Türklerinin dil ve kültürlerini bile ihmal etmiyoruz.
  • Bir millette, özellikle bir milletin iş başında bulunan yöneticilerinde özel istek ve çıkar duygusu, vatanın yüce görevlerinin gerektirdiği duygulardan üstün olursa, memleketin yıkılıp kaybolması kaçınılmaz bir sondur.
  • Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlerin avıdır.
  • Millî sınırlar içinde bulunan yurt parçaları, bir bütündür; birbirinden ayrılamaz.
  • Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.
  • Ekonomisi zayıf bir ulus, yoksulluktan ve düşkünlükten kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, kalkınma ve mutluluğa kavuşamaz; toplumsal ve siyasal yıkımlardan kaçamaz.
  • Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur.
  • Bir millet savaş alanlarında ne kadar zafer elde ederse etsin, o zaferin sürekli sonuçlar vermesi, ancak kültür ordusu ile mümkündür.
  • Türk çocuğu, atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.
  • Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin sınırı yoktur. İşte, parola budur.
  • Bu memleket tarihte Türk'tü, bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.
  • Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir. Âdeta halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini, gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen, istediği gibi ibadet edebilir. 
  • "Biz, ne Bolşevik'iz, ne de Komünist: Ne biri, ne diğeri olamayız. Türkler milliyetperver ve dinlerine hürmetkâr bir millettir. Bizim hükümet şeklimiz, tam bir demokrat hükümetidir.
  • Bizim dinimiz en tabiî ve mâkul dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lâzımdır. Bizim dinimiz, bunlara tamamen uygundur.
  • Din, lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası var ki, din; Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddî menfaat temin edenler, iğrenç kimselerdir. İşte biz, bu vaziyete muhalifiz ve buna müsaade etmiyoruz."
  • Türk milleti, daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinimize, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor. Halbuki Türkiye'ye istiklâlini veren bu Türk milleti içinde daha karışık, sun'î, bâtıl itikatlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bunları benimsemiş olan cahiller, âcizler, sırası gelince tenevvür edeceklerdir.

 

Vefatının 80'inci yıldönümünde Cumhuriyetimiz'in banisi Atatürk'ü rahmet ve minnetle yâd ediyor; O'nun ve bütün millet önderlerinin ruhunun şâd, mekânının cennet olmasını diliyorum.

 

Selâm ve saygılarımla...

Prof. Dr. Ahmet KIYMAZ

 
 
 
Etiketler: İzm'ler, ,, Kemalizm, ve, Gerçek, Atatürk,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Anketler
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı olarak kimi görmek istersiniz?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı